25 Kasım 2017 Cumartesi

Kerevitlerin Biyolojisi

20732 defa okundu

TÜRK KEREVİTİ (Astacus  leptodactylus): BİYOLOJİ VE EKOLOJİSİ

Doç. Dr. Seval BAHADIR KOCA

SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü

Nerede Yaşar?

Kerevitler nehirlerde, göllerde, çaylarda ve hatta bataklıklarda yaşarlar. Çoğu kez çakıllı diplerde, yassı taşların altında veya sığ çukurların içinde barınırlar. Çok derin olmayan kıyıları, bol bitkili, taşlıklı, balçıksız suları severler. Toprak fazla sert değilse kuyrukları ile toprağı oyarak yuva yaparlar. Bu çukurlar genellikle 15-20 cm büyüklükte olup, yan yana birkaç tane olabilir. Kafalarını yaptıkları yuvalardan dışarı çıkartırlar ve yakınlarından geçen ufak balık ve küçük canlıları kendilerini göstermeden avlayabilirler. Kerevitlerin normal olarak ağır ve titrek bir yürüyüşleri vardır. Yürüme bacaklar vasıtası ile öne doğru olur. Ancak yüzmeleri geriye doğrudur. Genç kerevitler daha iyi yüzerler. Bir kerevit sudan alındığında kuyruğunu karın altına doğru bükerek durursa bu hayvanın sağlıklı olduğunu gösterir. Tedirgin canlılar oldukları için sürekli olarak saklanma güdüsüyle yaşadıklarından, kendilerini yuvalarında güvende hissederler. Özellikle kış aylarında don olaylarının yaşandığı sularda soğuklar başlamadan evvel kışlama yuvaları yaparlar. Kışın yüzey suları donduğunda soğuktan, çamura gömülerek korundukları bildirilmektedir. Kerevitler genellikle nötr  ve hafif bazik suları (pH 7-8) tercih ederler. Kalsiyumca zengin sularda kabukları daha iyi sertleşir, yumuşak sularda kabuk sertleşmediği için hayatta kalamazlar. Yuvalarından sadece üreme, kabuk değiştirme ve beslenme amacıyla çıkarlar, ancak en kısa zamanda yuvalarına geri dönerler. Hassas canlılardır, çevrelerinde onları rahatsız edici unsurlar bulunuyorsa, örneğin çevreleri diğer su canlıları bakımından kalabalık ve hareketliyse o ortamdan uzaklaşıp, daha sessiz, sakin bir yaşam alanı bulmaya çalışırlar. Hatta bazen bu amaçla karada büyük mesafeler kat ettikleri bildirilmektedir. Güneş ışınlarını sevmedikleri için gündüzleri çukurlarda veya yuvalarında saklanırlar, karanlık ve loş yerleri daha çok tercih ederler.

Doğal Habitatlarında Ne ile ve Nasıl Beslenir?

Omnivor beslenme özelliğine sahip olan kerevitlerin besin kaynaklarının temelini mikrobiyal açıdan zengin olan detritus oluşturur. Besinler hayvansal kaynaklı(kurtlar, böcekler, mollusklar, zooplankton vb.) olabileceği gibi bitkisel kaynaklıda olabilir. Yeşil bitkilerle beslenen kerevitlerin asıl besin olarak yararlandıkları kaynaklar dekompoze olmuş bitki saplarının üzerinde bulunan bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmalardır. Kerevit yavrularının, özellikle su bitkileri arasında yaşayan krustaselerle beslendiğini, yetişkinlerin ise besin kaynaklarının %70’inin bitkisel orijinli olduğunu bildirmişlerdir. Kerevitlerin biyokütlesi omurgasız topluluğu içinde çok bol ve baskın olabilir, bu nedenle tatlı su besin zincirinde makrofit, alg ve detritus’u bolca tüketerek diğer omurgasızların beslenmesi üzerinde önemli bir rol oynarlar. Her ne kadar kerevitler omnivor olsalar da belirli bazı omurgasız ve makrofitleri seçici olarak tüketen türleri vardır. Kerevitler sucul besin ağlarının çeşitliliği ve yapısı üzerinde doğrudan tüketim ve dolaylı besleyici olarak güçlü etkiye sahiptir. Kerevit popülasyonları sucul habitatın yapısını makrofitleri tüketerek ve sığınak yaparak değiştirir.

Şekil 1. Kerevitlerin beslenmesi

Kerevitler geceleri avlanırlar. Genellikle besinlerini güneş battıktan sonra aramaya çıkarlar ve en fazla bu saatlerde temin ederler. Tabii halde gölde yaşayan kerevitler, çürümekte olan hayvansal ve bitkisel maddeleri, canlı balık yavrularını ve küçük kabuklu böcekleri yerler. Bundan başka kurbağalar, böcekler, larvalar, sümüklüler ve midyeleri besin olarak değerlendirirler. Bazı durumlarda birbirlerini yiyebilirler. Ayrıca balık iç organları, mandıra ve mezbaha atıkları, solucanlar ve su fareleri de kerevitlere besin teşkil ederler. Kerevitler çoğunlukla canlı yiyecekleri tercih ederler. Çok aç kalmadıkça kokuşmuş besinleri ölü hayvan artıklarını yemek istemezler. Fakat gıda zorluğunda bulabildikleri ve yenebilen her şeyi yerler. Metabolizma hızı su sıcaklığı ile ilgilidir. İlkbahar başlangıcından sonbahara kadar çok iyi beslenirler. Su sıcaklığının 20-25 °C olduğu dönem en yoğun besin aldıkları zamandır. Kabuk değiştirme döneminde kerevitler bir müddet için besin almayı durdururlar

 

Yetiştiricilikte Besinler ve Beslenme

Kerevitlerin gelişim aşamalarında hangi besinlerin kullanılacağı, bunların özellikleri ve hangi yapay yemlerin ne zaman verileceği gibi hususlar intensif yetiştiricilik sistemlerinde önemlidir. Başarılı bir yavru üretimi için kerevitlere canlı yem, alabalık pelet yemi, haşlanmış patates gibi besinler verilebilir. Kerevitlerin beslenmesinde kullanılacak yapay yemlerin besin madde içerikleri; protein %18-44, yağ %1-5 ve mineral madde miktarının %7-10 civarında olması önerilmektedir. Yavruların ideal bir şekilde büyümesi için başlangıçta vücut ağırlıklarının %1-4 oranında, daha sonraki aşamalarda ise %0,3-1 oranında yem verilmesi önerilir. Genç bireylerin ilk beslemesinde; kıyılmış balık, karaciğer, patates, havuç, Artemia salina nauplii, Daphnia, ve Chara benzeri su bitkileri kullanılabilir. Genç bireylere daha sonraları çeşitli tahıllar, yeşil bitkiler, taze olarak ezilen yumuşakça, balık ve kurbağa gibi besinler de verilebilir. Bunlardan başka, kerevitlerin beslenmesi için farklı araştırıcılar tarafından besin içerikleri farklı olan pelet yemler de geliştirilmiştir.

Ne Zaman ve Nasıl Ürerler?

Kerevitler ayrı eşeylidir. Dişilerin yumurta kanalları 3. çift pereopodların, erkeklerin vasdeferensleri ise 5. çift pereopodların koksasına açılır. Erkeklerde, 1. ve 2. pleopodlar spermatoforların dişi kerevitlerin “seminal receptaculum” denen kısmına transferinde rol oynayan bir yapı kazanmışlardır ki bunlara “gonopod” denir. İlk pleopodları mevcut olmayan dişilerde böyle bir yapı yoktur. Aktarılan spermler, su ile temas edince sertleşir ve dişide 6 ay boyunca depolanabilir. Astacus cinsi kerevitlerde spermlerin depolandığı ve dişilerin kolayca ayırt edilmesinde yardımcı olan ikincil bir cinsiyet karakteri mevcut değildir. Cinsiyetlerin belirlenmesinde erkeklerin gonopodları kullanılır. A. leptodactylus’ ta dişilere transferedilen sperm kitlesi 3. çift pereopodlar arasında depolanır ve beyaz lekeler halinde gözlenebilir.

Şekil 2. Erkek kerevitte üreme organları 

Astacidae familyası üyelerinde (A. leptodactylus gibi) cinsel olgunluğa ulaşma yaşı çok daha uzundur (2-3 yıl). Doğal koşullarda, Türk kerevitinin 5 ile 20 yıl arasında bir süre yaşayabildiği rapor edilmiştir. Türk kerevitinde, 8-9,5 cm total boyda, 3-4 yaşında iken çiftleşme gerçekleşir. Çiftleşme Ekim-Aralık aylarında, su sıcaklığı 10-11 °C iken meydana gelir. Çiftleşme ile spermlerin yumurtlama esnasında döllenme işlevinde kullanılması arasındaki süre 6-8 hafta olabilmektedir.

 

Şekil 3. Dişi kerevitte üreme organları ve sperm paketleri

 

Kış mevsimi boyunca dişinin abdomeninde tutulan yumurtalar 5-6 ay sonra, Mayıs ile Temmuz ayları arasında açılır. Yumurtalar açıldığında, sefalotoraksı henüz tam oluşmamış olan minyatür kervitler görülür (I. dönem). Bunlar anne kerevite yapışık olarak 2 haftada iki kez daha kabuk değiştirdikten sonra (II. ve III. dönemler) annelerini terk edecek duruma gelirler. Ancak, bu bireyler bir tehlike sezdiklerinde yine annelerine dönerler. Türk kerevitlerinin yaşam döngüleri Tablo 1.’de gösterilmiştir.

Büyüme ve gelişme

Kerevitlerin büyüme ve gelişmeleri yaşadıkları suların yapısına, iklim koşullarına ve besin kaynağına bağlı olarak değişir. Besin maddeleri bakımından fakir olan sularda kerevitlerin geç kabuk değiştirdikleri ve cılız kaldıkları görülür. Türk kerevitleri (Astacus leptodactylus) ilk yılda 8 defa kabuk değiştirerek 5 cm uzunluğa, ikinci yılda 5 defa kabuk değiştirerek 8 cm uzunluğa erişirler. Üçüncü yılda 10-12 cm uzunluğa ve 150-250 g ağırlığa erişebilmektedirler. Göllerde yaşayan kerevitlerin  üçüncü yılın sonunda 8-9,5 cm uzunlukta iken cinsi olgunluğa eriştikleri tespit edilmiştir.

 

Çevresel Koşullar ve Su Kalitesi İstekleri

Türlere göre kerevitlerin çevresel koşullara toleransları farklı olmakla birlikte,Tablo 2'deki  değerler tropik türler dışında diğer tüm türler için geçerlidir.

  

Çevresel Koşullar

 

Değerler

Sıcaklık

Büyümeleri için

14-22 oC

Üremeleri için

6-13 oC

pH

 

6,5-8,5

Sertlik

 

50-200

Kalsiyum

 

> 5 ppm

Oksijen

 

> 6 ppm

Tuzluluk

 

0-5 ppm

İyonize olmayan amonyak

 

< 0,1 ppm

 

Çok Kritik Bir Dönem: Kerevitlerde Kabuk Değiştirme

Kerevitlerde dış iskelet (kabuk) bir destek organı olup, dış etkilere karşı vücudu koruyucu bir zırh olarak görev yapar. Eklem bölgesinde ince diğer kısımlarda ise kalındır. Dört tabakadan oluşan kabuğun ana bileşenleri; %46 kitin, %40 kalsiyumkarbonat ve %7 kalsiyum fosfattır.  Kerevitlerde büyüme eski kabuğun düşmesi ile olmaktadır. Düşen kabuğun altında daha önceden gelişmiş olan yumuşak yeni bir kabuk çıkar. Bu olaya “kabuk değiştirme” denir. İşte yeni çıkan bu kabuk büyüdükçe kerevitte büyür. Kabuk değiştirme kerevitler için yaşamın en zor dönemidir. Kabuk değiştirmeden önce kerevit besin almaz, sessiz ve hareketsizdir, saklanır, besin noksanlığı nedeniyle kabukta mevcut bulunan kitin ve kirecin çözülmeye başladığı, kabuk bölgesinde ilginç lekelerin belirdiği, rengin değiştiği ve koyulaştığı görülür.

 

Şekil 4. Kerevitte kabuk değiştirme

35.YIL ETKİNLİKLERİ

FAKÜLTE DERGİSİ

 

Dergimiz;

"TR Dizin", "Clarivate Analytics-Zoological Record","SciLit" ve "Google Scholar"

tarafından taranmaktadır.

İLETİŞİM

 

Telefon: 246 211 86 61
Fax: 246 211 86 97
E-posta: esuf@sdu.edu.tr
Sdü Esüf
http://twitter.com/SDU_ESUF?s=07
Posta adresi: S.D.Ü. Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Ziraat Fakültesi Binası Kat:1 Doğu Yerleşkesi ISPARTA

 

TAMAMLANAN ETKİNLİKLER